BAŞKANIN MESAJI

AKMA: “Sendikaların İlkeleri ve Kırmızı Çizgileri Olmak Zorunda”

Değerli Üyeler, 

Tüm dünyayı etkisi alan ve gelişmiş ülkelere diz çöktüren Covid 19 salgını nedeniyle uzun bir süre tedbirlerle çalışma hayatımızı ve çalışmalarımızı devam ettirdik. 

Salgının ülkemizde de görülmesi ile birlikte üyelerimizi korumak amacıyla üç ana başlık altında çalışmalarımızı sürdürdük. Üyelerimizin sağlığını, işini ve ücretini korumak için girişimlerde bulunduk. Enerji, Çevre, Çalışma Bakanlıkları ve işverenlerle çok sayıda görüşme ve çalışma yaptık. Üyelerimizin gelir ve iş kaybına uğramaması için önlemlerimizi aldık. Sadece az sayıda işverenimiz kısa çalışma ödeneğine başvuruda bulundu.  Şubelerimiz ve işyeri temsilcilerimizle koordineli bir şekilde süreci ve alınan önlemleri takip ettik. 

Eşi ve benzerini daha önce yaşamadığımız bu salgına rağmen üyelerimiz, ülkemize ve vatandaşlarımıza kesintisiz hizmet vermek için çalışmak zorundaydı. Dolayısıyla; işverenlerle yaptığımız çalışmalar ve yasal düzenlemeler çerçevesinde işyerleri, servis araçları ve çalışma sahalarında hijyen, sosyal mesafe ve güvenlik tedbirleri alındı. Evde kalması zafiyete neden olmayan hizmetlerde çalışan arkadaşlarımız evlerinde kaldılar. Sahada sayaç okuyan ve işleri gereği daha fazla risk altında olan arkadaşlarımız için sayaçların okunmaması kararı alındı. Tüm bu tedbirler, şubelerimiz ve işyeri temsilcilerimiz tarafından takip edildi. Tespit edilen eksiklikler işverenlerle görüşülerek giderildi ve çözüme kavuşturuldu.

Başta bilinç düzeyi yüksek olan üyelerimizin, sendikamızın ve işverenlerimizin gayretleri sonucunda sağlığımızı ve güvenliğimizi korumayı başardık. Sonuç olarak, Covid 19 çerçevesinde tüm dünyada stratejik sektörler arasında sayılan işkolumuzda salgına karşı istihdam ve ücret güvenliğini sağlamış olduk. Salgın ve risk devam ettiği sürece aynı şekilde çalışmalarımızı devam ettireceğiz.

Alınan tüm önlemlere rağmen Covid 19 nedeniyle hayatını kaybeden iki arkadaşımız ve sayıları az da olsa bu illet hastalığa yakalanan ve sağlığına kavuşan arkadaşlarımız oldu. Hayatını kaybeden iki arkadaşımıza Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı  ve hastalığı devam edenlere acil şifa diliyorum.

Böylesi sıkıntılı bir süreçte tüm kazanımlarımızı garanti altına alan toplu iş sözleşmelerimiz ile ilgili çalışmalarımız yasal düzenlemelere paralel olarak zamanında sizlerle paylaşılacaktır. 

Bu dönemde gündemimizde olan bir başka konu, 31.12.2019 tarihinde çevre muafiyet süresinin dolması nedeniyle kapatılan termik santraller oldu. Çevrenin korunması çerçevesinde önlemler alınırken bir yandan da santrallerin faaliyetlerine devam edebilmeleri için çalıştık. Çabalarımız ve işverenlerin gerekli yatırımları başlatmaları sonucunda bu santrallerde mühürler söküldü. Arkadaşlarımız işbaşı yaptılar. Tüm santraller tam kapasite ile çalışmaya başlayıncaya kadar süreci takip edeceğiz.

Bildiğiniz gibi bugün bir kez daha fona dönüştürülmek üzere sürekli gündeme getirilen kıdem tazminatı; 84 yıl önce, 1936 yılında elde edilmiş ve zaman içerisinde geliştirilerek bugüne gelmiş en temel kazanımlarımızdan bir tanesidir. 1 Ocak 2022 itibariyle başlaması öngörülen ve tamamlayıcı emeklilik sigortası sistemi olarak duyurulan bir düzenleme ile kıdem tazminatı özünden koparılmak ve bambaşka bir şeye dönüştürülmek istendi. 

O gün anlatılanlar ve medya kanalıyla duyduklarımız kıdem tazminatını ileriye götürecek ve işçiye yeni kazanımlar getirecek bir düzenleme vaadetmiyordu.  Yeni düzenlemeyle işçilerin; yıllarca verdikleri emeğin karşılığında alabilecekleri tek toplu para olan kıdem tazminatını, altmış yaşına kadar alamayacakları öngörülüyordu. Altmış yaşına geldiklerinde ise tazminatlarının sadece yüzde yirmi beşini ikramiye olarak alabilecekleri, geriye kalan tutarın ise emekli maaşlarına katkı olarak ekleneceği ifade ediliyor. Dolayısıyla; kazanılmış hakkımız olan kıdem tazminatının, zaman içerisinde yok olması riskiyle karşı karşıya kalıyorduk.

Burada dikkat edilmesi gereken bir başka konu da “İstihdam Kalkanı Paketinde” yer alan; 25 yaş altı-50 yaş üstü çalışanlar için öngörülen, belirli süreli sözleşme düzenlemesiydi. Bu düzenleme de aynı şekilde kıdem tazminatı hakkını ve ihbar tazminatını ortadan kaldıracak, esnekleşmeyi yaygınlaştıracak nitelikte bir düzenlemeydi.  

İşçi dostu olan hiç kimsenin kıdem tazminatını ortadan kaldıracak bir düzenlemenin altına imza atmayacağını söylememize gerek yoktur. 

İşçi çıkarmak isteyen işveren, kıdem tazminatını hatırlayarak bir kez daha düşünmektedir. Kıdem tazminatı iş güvencesidir. İşçinin hayatı boyunca alacağı belki de tek toplu paradır. Kıdem tazminatı, işçinin emeğinin ve işyerine katkılarının karşılığı, ücretinin vazgeçilmez parçası ve tamamlayıcısıdır. Ücretten tek farkı ödemesinin sonraya bırakılmış olmasıdır.  İşçi tüm gelecek hayallerini birikmiş kıdem tazminatı üzerine kurmaktadır. Kıdem tazminatı sadece işçinin değil, aynı zamanda ailesinin de geleceğidir. Kıdem tazminatını geriye götürecek herhangi bir düzenleme ailelerinin ve tüm işçilerin hayallerini yok edecektir.

Kıdem tazminatı gündemiyle toplanan TÜRK-İŞ Başkanlar Kurulu toplantılarında, kıdem tazminatının hiç bir şekilde tartışma konusu yapılmaması gerektiğini sendika genel başkanları olarak hepimiz ifade ettik. Düzenlemenin TBMM’ye gelmesi durumunda, daha önceki TÜRK-İŞ genel kurullarında oy birliği ile alınan genel grev kararlarını uygulamaktan başka bir seçeneğin kalmayacağını kamuoyuna deklare ettik. Başkanlar Kurulu kararına uygun bir şekilde 81 ilde TÜRK-İŞ temsilcilikleri tarafından basın açıklamaları yapıldı. Bildiri ve bültenler dağıtıldı.  TÜRK-İŞ’in kıdem tazminatının mevcut haliyle korunmasından yana olduğu bir kez daha ifade edildi. Sosyal medya üzerinden “Kıdem Tazminatıma Dokunma” sloganı ile kampanya yapıldı. Sizlerin de desteği ile slogan Türkiye gündeminde ilk sıralara taşındı. Nihayetinde bir kez daha kıdem tazminatı hakkımızı korumayı işçilerin birliği ve dayanışması sayesinde başardık.

Kıdem tazminatı ve benzer hakların korunabilmesi için tüm çalışanların birlik, beraberlik ve dayanışma içerisinde mücadele etmesi gerekiyor. Temel hak ve özgürlüklerin korunabilmesi için sendikaların ve sendikacıların kırmızı çizgileri ve ilkeleri olmak zorundadır. 

Üyelerimizin sağlığı, güvenliği, kıdem tazminatı ve tüm kazanılmış hakları, ailelerinin huzuru ve mutluluğu bizim kırmızı çizgimizdir. Sizlerden ve teşkilatımızın birlik beraberliğinden aldığımız güçle kırmızı çizgilerimizi korumak için her türlü mücadelemizi sürdüreceğiz.